Cumhuriyetin ilan edilmesinden 102 yıl sonra demokrasi, hukuk ve insan hakları talebi ilk sıraya yerleşti. Hem de II. Dünya Savaşı dönemi hariç, tarihin en acımasız ekonomik krizi hepimizi bunaltmışken. Basitleştirirsek; özgürlük ihtiyacı ilk defa aş, iş ve ekmeğin önüne geçti.
İlginç olan artık herhangi bir gücü kalmayan solun yüzyıllardır haykırdığı sloganların muhafazakar kitlelerin dilinde olması:
* Susma, sustukça sıra sana gelecek.
* Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.
* Hak, hukuk, adalet
Birkaç ay öncesine kadar yan yana gelmesi düşünülemeyecek insanlar aynı etkinliklerde buluşuyor, aynı sandıkta dayanışma oyu veriyor, aynı cezaevlerini paylaşıyorlar. Bu politik bir trajedi midir, yoksa hayra alamet midir tam analiz edemiyorum. Çünkü siyasi tarihimizde pek örneği yok.
Ancak hak, hukuk, adalet talebinin geniş kitlelere mal olması ve sesli, sessiz dillendirilmesi ülkenin geleceğinin yeniden şekillenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Sanırım kendisini güvende hissetmeyen endişeli kitleler bir karar verdi ve bu karar yakın tarihimize imza atacak.
Bir önemli unsur da devletin de güvensiz ve endişeli olması. Umarım bu endişe ve telaş hali halk karşıtı yanlış kararlar alınmasına sebep olmaz. Olursa domino etkisiyle ürkütücü bir belirsizliğe sürükleneceğiz.
YORUMLAR