GÜNAH FARKLI,KÜFÜR ONDAN FARKLI BİR ŞEYDİR
Günah işleyen, günahına bir daha yapmamak adına pişman olup tövbe derse, hiç o günahı işlememiş gibi oluyor,lakin küfür günahtan farklıdır o bir şirktir.
Şirk içinde olan birileri bunun farkına vardığında tövbe edemez mi diyenler için el cevap,elbetteki etmesi eder ancak bunu yaşarken hayattayken yapmalıdır gerekir.
Ölen bir insanın küfür içinde öldüğüne bir Müslüman şahit olmuşsa artık o işten geçmiştir o küfür ehlindendir, yani Müslüman değildir Müslüman muamelesi de yapılmaz zaten.
.. Zina yaparken yakalanan bir kadın Hz. İsa’nın huzuruna getirilir
.. Halk öfkelidir...Kadının recm cezasıyla taşlanarak öldürülmesini istemektedir…
.. Hz. İsa kavminin bu isteğini reddetmez… Eğilir yerden bir taş alır…Ve yere bir daire çizer…
.. Daire Allah'ın izni ve kudretiyle bir aynaya çevrilir...
Ve aynaya bakan herkes geçmişte işlediği günahları tüm çıplaklığıyla görür...
Hz. İsa doğrulur, o kalabalığa doğru döner ve "Hadi, ilk taşı en günahsız olanınız atsın" der.
Kimse kadına taş atmaya cesaret edemez… Çünkü herkes haddinden fazla günahkardır… Biri kadına taş atacak olsa günahları herkesin içinde ifşa olacaktır…
Kimse taş atmaya cesaret edemeyince,
Hz.İsa kadını affederek oradan gönderir....
Evet, cennetteki yerini babadan kalan miras malı gibi garanti görenler şimdi söyleyin, bakalım…
Hangimiz diğerimizden daha az günahsızız? Amel defterlerimiz boynumuza asılı kalsaydı acaba kaçımızın birbirine bakacak yüzü olurdu?
Veyahut, günahlarımızın rengi yüzümüze yansısaydı kaç tanemiz sokaklarda rahat gezebilirdik?
Sorular çok ağır mı oldu?
Ahirette daha ağırı olacak…
Evet, hiç birimiz günahsız veya hatasız değiliz…
Ama her nedense hepimiz cüretkarız…
Her birimiz, başkalarının günahlarını ve hatalarını izlemekten, onları yargılamaktan, kendi günahımızla ve hatalarımızla yüzleşmeye vakit bulamıyoruz...
Allah affederken kul yargılıyor.
Kula Kulun sormasi gereken soruları sormamız lazım iken Allah'ın soracağı soruları soruyoruz...
KUSUR HATA ARIYORSAN BÜTÜN AYNALAR SENİN...!
AZİZ ve CELİL Olan ALLAH En İyisini Bilir.
İman; lisan ile ikrar, kalb ile tasdiktir. İnkarda aynen böyledir.
Sadece ikrar iman olmaz.Çünkü sadece ikrar iman olsaydı,bütün münafıkların mümin olmaları gerekirdi. Keza sadece tasdik de iman olmaz, iman ameli gerektirir. Eğer sadece tasdik îman olsaydı, bütün kitap ehlinin mü’min olması gerekirdi.
Her ne kadar güçlü bir iman’a sahip olabilmek için, imanın amele
Dönüşmesi gerekir.
İmanlı bir insan iman dairesinden yine deliyle ifade etmiş olduğu sözlerde o kişiyi imandan eder ve kafir olaraktan ölmesine sebep olur.
İmanın bir kimseden tezahürü, Allah korkusuyla olur.Eğerki Allah korkusu yoksa çok tehlikelidir
Bu hususta Üstad Mehmet Akif Ersoy’un ifadeleri bu hususu özetlemektedir.
Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne vicdandır. Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.
Rabbim bizi imandan Kur’andan ayırmasın ve ahir ve akıbetlerimiz hayrola.
Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar Hüseyin DENİZ
YORUMLAR