ALLAH'TAN AF VE MAĞFİRET KİMLER İÇİN DİLENİR?
Hüseyin Deniz

Hüseyin Deniz

Huzur Köşesi

ALLAH'TAN AF VE MAĞFİRET KİMLER İÇİN DİLENİR?

05 Nisan 2025 - 13:01

ALLAH’TAN AF VE MAĞFİRET KİMLER İÇİN DİLENİLİR

Aziz dostlarım: Muhammed, bazı kaynaklara göre 570, bazı kaynaklara göre ise 571 yılında Arabistan'ın Mekke şehrinde dünyaya geldi. Doğumundan önce babasını, 6yaşında ise annesini kaybeden Muhammed, amcası Ebû Talib tarafından büyütülüp gözetildi.8 yaşından evlendiği yaş olan 25'e kadar bakımını üstlenmiş ve onu büyütmüştür. Muhammed evlendikten sonra dahi onu koruyup kollamaya hep devam etmiştir. Öz yeğeni olan Hz Muhammed'i en iyi tanıyanlardan biridir.

Onun dürüstlüğünü, ahlak düsturu bir olduğunu, yalnız ve sadece doğru ve doğruların yanında olduğunu yalan konuşmadığını bildiği halde, onu korumuş lakin kafir müşriklerinin dedikolarından çekindiği için İslam’la tanışmış ama Müslüman olmamıştır.

Bu da ne demektir dünyada yaşamış lakin imansız olmuş olmuş ve hazreti Resulullah onun için hiçbir şey yapamamış rahmet peygamberi onu gözyaşıyla toprağa vermiştir.

Kaldı ki İslam’a ve İslam dinine ve onun peygamberine düşmanlık yapanlara Kur’an-ı Kerim in hiçbir ayetinde rahmet dilenmemiş olup İslam’a düşman olan ebu leheb hakkında bir sure bulunmaktadır.

Cenabı Hak Kur’an-ı Kerim tövbe Suresi 113’te şöyle buyurmaktadır.“Ne Peygamber’in ne de inananların; şirk içinde ölüp de cehennemlik oldukları kesinkes (söz ve beyanları)açığa çıktıktan sonra, akrabaları bile olsa, böyle müşrikler için Allah’tan onlar için bağışlanma dilemeleri doğru değildir.

Ebu Talib’in ölüm hastalığında Peygamber Efendimiz (s.a.s.) onun yanına girdi. Orada Ebu Cehil ve Abdullah b. Ebî Ümeyye de vardı. Allah Resûlü (s.a.s.): “Amca, üzerimde hakkı en çok olan kişi sensin, insanların bana en çok ihsanda bulunanı sensin, senin bendeki hakkın babamın hakkından daha büyüktür ^^Ey amca ne olur ^^Lâ ilâhe illallah» kelimesini söyle ki Allah katında senin için bir delile sahip olayımki Allah’tan senin için af dileyeyim dedi. Resulullah’ın amcazadeleri olan Ebu Cehil ve Abdullah b. Ebî Ümeyye şöyle nida’da bulundular.

“Ey Ebu Talib^

**Abdülmuttalib’in dininden yüz mü çevireceksin?” demek suretiyle ve böyle söylemeye devam ettiler. 

Nihâyet Ebu Talib’in söylediği son sözü olaraktan“Abdülmuttalib’in dini üzere” demek oldu. Peygamberimiz (s.a.s.): “Sana Allah’tan bağışlanma dilemekten men’olunmadığım sürece senin için mutlaka Rabbimden af edeceğim” buyurunca yüce Allah

 bu hadise üzerine  kasas suredi 113’de “Rasûlüm! Sen sevdiğini doğru yola erdiremezsin...” âyeti nâzil oldu.Hz. İbrâhim’in müşrik olan babası için yaptığı istiğfara gelince: Bu husus Kur’an-ı Kerim tövbe Suresi 114’te şu şekilde geçmektedir:”İbrahim'in babası için af dilemesi, sadece ona verdiği sözden dolayı idi. Ne var ki, onun Allah'ın düşmanı olduğu kendisine belli olunca, ondan uzaklaştı. Şüphesiz ki İbrahim çok yumuşak huylu ve pek sabırlı idi.

Yani bütün peygamberlerin öğretilerde, ve Kur’an-ı Kerim’in beyanlarında da anlatılan ve bizlerinde anladığımız kadarıyla, iyi olmak farklıdır imanla olmak farklı bir şeydir.

Her kim olursa olsun! Küfrü ve sirki kendi beyanları ile ortadayken, merhametle donanmış insanoğlu yaratır icabı hiçbir sevdiğini zarar görmesini ve onun Ateş’e yani cehenneme gitmesini istemezler.

Yaşamadığın,yaşanılmayan din senin dinin olamaz, yaşamadığın hayatın öznesi olmayan İslam dini hiç kimseye faydası olamaz.

Son zamanlarda ortaya çıkan kalbiyle değil de,diliyle kendilerinin gerçek bir Müslüman olduklarını savunanlar mı dersiniz ve buna çağdaş müslümanlık adı altında isimlendirdikleri yeni bir akım yeni bir versiyon, Buda içi boş din dışı bir yaşam şekli olan oda suya sabuna dokunmadan, istedikleri gibi bir hayat tarzı,Kur’an a değil uyduruk ve güruh müslümanlığını yaşamak istiyorlar.

Bunların ışıklar diye bir dini var!

Yaşarken Müslümanlara nefretle bakıyorlar, her türlü küfür içerikli ve nefreti söylemleri söylüyorlar,

İslam’ı ve onun emirlerini uyup  yaşayanları kendilerine göre küçük düşürecek, ellerinden geleni yapıyorlar, öldüklerinde ışıklar içinde istedikleri yere uçtuklarını sanıyorlar. Bu fikir ve zihniyet içinde olanlar da temenni olarak onlara ışıklar içinde uyumasini diliyorlar.

Tamam da kardeşim, hayatına ve ve yaşamının öznesi yapmadığın hayatına uygulamadığın küfür ve şirk içinde geçen cenazeni ölünce imamı eşliğinde Cami kapısına getirmek suretiyle kaldırıyorsun?

Bu soruların cevabını arayınca ortalığı velveleye verip trol yakıştırmaları yapıyorsunuz,sizce bu bir aymazlık değil midir?

Tamam Velevki sizlerin dediklerini

doğru,Bunu bizler kabul edecekde değiliz.

Peki öyle olduğunu sandınız!!!

Allah kur’an’ı Kerim’de bizlere ne buyurduğundan haberimiz var mıdır?

Bu ayetlerden tek bir tanesine kulak verelimmi? ” Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi bir ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır. Onun başında gayet katı, şiddetli, Allah'ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildikleri şeyi yapan melekler vardır.(Tahrim.6,) 

İnsan zaman zaman bilerek veya bilmeyerek hata yapmakta ve günah işlemektedir. Fakat insanı diğer canlılardan ayıran temel özelliklerinden birisi de hatasını anlayıp yaptıklarından pişman olması ve Allah’tan yapmış olduğu hatanın affedilmesini istemesidir. 

Küfür ve şirkte ısrar edilmez,eden kişiler hakkında öldüklerinde Allah’tan arkalarından Ne rahmet, Nede mağfiret dilenemez!

Yüce Allah’ın Kur’an-ı Kerim de peygamberi vasıtasıyla insanlığa rahman ve rahim sahibi olduğunu,

Kur’an-ı Kerim’in başka bir ayetinde “Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu haber ver dedikten sonra azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver.”(Hicr.49,) buyruğunu bütün alem ve bu bütün insanlık 1400 senedir,

Bütün kürsülerde anlatıldığı ve ilan edildiği halde Allahın azabından bihaberlerinin olmadığını mı sanıyorlar?

Bu dünyanın sahibi ve Maliki vardır,ne bu dünyada ne de öbür dünyada kaçış yoktur."Biz şüphesiz Allah'a aitiz ve şüphesiz O'na döneceğiz"Bakara.156,)

Kaçsan da, velevki sorumluluktan kaçış için yakılıp kül olsan da,”O, her şeyi hakkıyle bilendir.(Bakara,29,) yüce Allah Allah ahir ve akıbetlerimizi hayr eylesin.

Araştırmacı ve ilahiyatçı yazar Hüseyin DENİZ

 

 

 

 

 

Bu yazı 78 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum