Metrobüsten indim, yürürken CHP'nin erken seçim için başlattığı imza kampanyasının standı ile karşılaştım. Stantta görevli üç kadın partili vardı. Karşı karşıya gelince birisi, güler yüzle ve gayet kibar bir dille, "Erken Seçim İçin İmza Verir misiniz" diye sordu. Hımmm dedim. Hımmm dediğimi duyunca, ilgilendiğimi ve imza vereceğimi, ya da aleyhe bir şeyler söyleyeceğimi düşünmüş olacaklar ki, üçü bir den bana yöneldi.
Neden erken seçim talep ediyorsunuz dedim, Recep Tayyip Erdoğan'ı göndermek için dediler. Sizce Recep Tayyip Erdoğan yeniden aday olabilir mi dedim, anayasayı değiştirecek aday olacak dediler.
Peki mecliste Recep Tayyip Erdoğan'ın anayasayı değiştirecek sayısal üstünlüğü var mı dedim, DEM ile anlaştı, değiştirecek dediler.
AKP'nin 268, MHP'nin 50 milletvekili var. İkisinin toplamı 318 yapıyor. TBMM'de anayasa değişikliği yapabilmek için, üye tam sayısının üçte ikisi kadar oy gerekiyor. Yani 400 milletvekili. DEM ile anlaşsa bile 400 milletvekili etmiyor, nasıl olacak dedim, referanduma götürecekler dedi biri. Referandum için de, beşte üç nisap gerekiyor, yani 360 milletvekili. Hadi diyelim, DEM ile anlaştı ve 360 oyu bulup referanduma götürdü, referandumda Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden aday olmasının önünü açacak bir anayasa değişikliğine evet der misiniz dedim, üçü birden asla dediler. Ancak canları da biraz sıkıldı. Canlarının sıkıldığını görünce azıcık üzerlerine gittim;
Siz Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 116. maddesinde, "Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir" düzenlemesi olduğundan haberdar mısınız dedim. Haberdarız dedi birisi. Peki o zaman sizin erken seçim istemeniz Recep Tayyip Erdoğan'a bir kez daha aday olma yolunu açtığının farkında değil misiniz dedim. Sustular...
Ardından devam ettim. Amerika, Kanada, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, ispanya diğer tüm batı ülkeleri ile, Dünyanın diğer demokratik ülkelerinde görev süresi genellikle iki yıl ile sınırlıdır ve görev süresi biten, ceketini alır ve köşesine çekilir. Kimse anayasayı değiştirmeye, yeniden aday olmak için oyun üstüne oyun kurmaya çalışmaz. Bunlar doğulu, orta doğulu, otoriter, totaliter ülkelere has şeylerdir. Bunca zaman çekeceğimizi zaten çektik, bırakın üç yıl daha dişimizi sıkalım ve bu adam da köşesine çekilsin, dedim.
Sanırım işlerine gelmedi. Ülke genelinde düzenledikleri bir kampanyaya laf çakma olarak gördüler.
Ben ise, Recep Tayyip Erdoğan'ın kurduğu bir tuzağa düştüklerini ve bir süre sonra Erdoğan'ın "Erken seçim mi istiyordunuz, tamam o zaman gelin mecliste alalım erken seçim kararını diyeceğini ve kendi adaylığının da önünü açacağını düşünüyorum. İçime kaçmış şeytanın avukatı beni öyle dürtüyor.
CHP zaten adamın adaylığını peşin peşin kabullenmiş. Bir kere bile senin süren bitiyor, aday olamazsın ve olamayacaksın demedi. Kılıçdaroğlu'da öyle yapmış ve adamı sandıkta yenme sevdasına kapılmıştı. Sonuçta adaylıktan çekilen Fatih Erbakan ve ilk turda yüzde beş oy alan Sinan Oğan, Erdoğan'a destek vermiş ama, Kılıçdaroğlu'nun eski Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, desteğim Kılıçdaroğlu'na bile dememişti.
Galiba Recep Tayyip Erdoğan'ın çizdiği yol haritası üzerinde ilerliyoruz. Diploma şartının ve iki dönem şartının kaldırıldığı ve iki tur yerine ilk turda en çok oyu alanın Cumhurbaşanı seçileceği bir değişiklik yapılırsa hiç şaşırmam.
Oysa, 2028'e şunun şurasında ne kaldı ki !
Dişlerimizi zaten yirmi yıldır sıkıyoruz !
YORUMLAR